RAHMİ ÇAKIR
 
  film izle
  chat
  oyun oyna
  Ana Sayfa
  komik videolar
  canlı tv
  BUSH'A AYAKKABI FIRLAT OYUNU
  Galeri
  mp3 player
  KABEDEN CANLI YAYIN KUR'AN , HATİM
  DİNİ RESİMLER
  haberler hava durumu
  gazete oku
  canlı radyo
  KUR.AN KERİM DİNLE
  kur.an dinle .oku arapca
  var mısın yok musun oyunu
  İletişim
  Ziyaretçi defteri
  Gazete
  arkadaşına tavsiye et
  süper klipler
  kürtçe klipler
  canlı okey oyna
  heval tv
  meb aio TRT 4 YAYINI
  BAŞ ÖRTÜSÜ
  kameralı chat
  film izle 2
  DİNİ BİLGİLER OKUYUN ÖĞRENİN LUTFEN
  ibret olsun hasan filmi izleyin lutfen
  numan hadi şarkıları süper
  sohbet et
  uydudan dunyayı izle
  YANLIZ DEĞİLSİNİZ FİLM
  HZ HÜSEYİN KERBELA
  sanatçılar ve tv kanalları
  ŞARKI DİNLE KARIŞIK
  kürt haberleri
  HALİT BİLGİÇ ŞARKILARI DİNLEYİN
  canlı sohbet edin
  CANLI SKOR
  Top liste
  rahmi çakır sohbet odası
  tv izle
bu bir RAHMİ .ÇAKIR sitesidir tüm haklara sahipdir
BAŞ ÖRTÜSÜ
DİRENCİMİZİ BİRAKMADİK BIRAKMIYACAGİZ UNUTMAYACAGİZ SİZLERİDE ASLA... ZAFER BİZİM OLACAK ENİNDE SONUNDA... İNANCİMİZİ SATMADIK SATMAYIZ... BAŞ ÖRTÜSÜ BAŞIMIZI ÖRTÜYOR BEYNİMİZİ DEĞİL...
BAŞÖRTÜSÜ KUR'ÂN'DA VARDIR "İslâm'da başörtüsü vardır" diyecek yerde "Kur'ân'da vardır" dememizin sebebi, "Kur'ân'da olmayan İslâm'da da yoktur" diyenlere itiraz payı/fırsatı bırakmamaktır. Doğrusu ise "Kur'ân'da, Sünnet'te, ictihadda ve ictihadların birleşmesi ile meydana gelen icmâda var olanın İslâm'da da varolduğu" hükmü ve kaidesidir. Son günlerde meşhur deyişle 'it izi kurt izine karıştı', her kafadan bir ses geliyor. Cehaletten cesaret alanlarla bilgisini "nefsânî arzularına, menfaatine, taassubuna, peşin hükmüne" kurban edenler, Müslüman halkımızın kafasını karıştırıyorlar. Hergün bir mücevher yumurtluyor, sonra bunun üzerine oturarak fitne ve fesat civcivleri çıkarmaya çalışıyorlar. Ortaya attıkları yeni iddia -daha doğrusu yeniden ısıtıp sofraya getirdikleri temcit pilavı- "başörtüsünün Kur'ân'da bulunmadığı, başın ve saçın açılmasında dinî bir sakınca olmadığı" hükmüdür. Halbuki biraz Arapça bilenler, Nur sûresinin ilgili ayetinde (24/29) geçen "hımâr" (çoğulu humûr) kelimesinin "başörtüsü ve baş dahil vücudun üst kısmını kapatan örtü" mânasına geldiğini bilirler. Bu âyet gelmeden önce başlarındaki örtünün öndeki iki ucunu omuzlarından arkaya atan, boyunlarını ve gerdanlarını açıkta bırakan kadınlara "böyle yapmayın, bu iki ucu göğsünüzün (elbisenizin yakasının, gerdanınızın) üzerinden bağlayın" emrinin verildiğini de bilirler. Hadis okuyanlar, bu âyet gelince mescitte bulunan Ensar kadınlarının -ilâhî emri geciktirmeden yerine getirmek üzere- etekliklerini yırtarak başlarını, boyun ve gerdanlarını bununla bağladıklarını; keza Hz. Peygamber'in (s.a.) "Ergenlik çağına gelmiş bir kadın başörtüsü giymedikçe Allah onun namazını kabul etmez" buyurduğunu da bilirler. Bunları bilmeyenlerin fetva verme hakları yoktur. Bilip de bilmezden gelenlerin, güneşi nefsânî balçıklarıyla sıvamaya kalkışanların ise hesap günü gelip çatmadan akıllarını başlarına almaları gerekir. Bu vesile ile konuyu bir daha özetlemekte fayda görüyoruz: Nur sûresindeki âyetlerde kadınların avret (örtmeleri gereken) yerleri açıklanmış, hadisler de bu açıklamayı tamamlamıştır. Örtme, kapatma emri ve yabancıya (nâmahreme) gösterme yasağının, kadın başını ve saçını da içine alıp almadığı bütün devirlerde konuşulmuş, sorulmuş ve başın ve saçın avret olduğu, kapatılması gerektiğinde ittifak edilmiştir (icmâ meydana gelmiştir). Bizim tesbitimize göre sahâbeden günümüze kadar her asırda yapılan ve kısmen yazılan tefsirlerde hür, Müslüman kadınların el, yüz ve ayakları hariç, bütün vücutlarının avret olduğu, örtülmesi gerektiği konusunda sözbirliği ve görüş beraberliği vardır. Baş dahil avret yerlerinin örtülmesinin farz, açılmasının haram olması hükmü, açıklayıcı hadisler yanında bilhassa Nur sûresindeki âyete ve bu âyetin şu üslûp özelliğine dayandırılmıştır: a) Erkeklerin gözlerini haramdan korumaları, iffetlerine sahip olmaları istenmiş; ancak bu davranışın onları ruhen temiz kılacağı bildirilmiştir. b) Kadınların da gözlerini haramdan (cinsi arzuyu uyandıracak yerlere bakmaktan) sakınmaları, iffetlerini korumaları emredilmiş; hemen bunun arkasından zaruri olarak açıkta kalan yerler (eller, ayaklar ve yüz) müstesna bütün vücutlarını kapatmaları, güzel ve çekici yerlerini nâmahreme göstermemeleri istenmiştir. c) Başörtülerini (hımâr-humur) boyun ve göğüslerini örtecek şekilde bağlamaları açıkça ve özellikle emredilmiştir. d) Örtülecek ve açılacak yerler yanında kimlere karşı ne kadar açılabilecekleri de hükme bağlanmıştır. e) İlgili ayetlerin sonunda "Ey iman edenler! Hep birden Allah'a tövbe ediniz ki kurtulasınız" buyurulmuş, örtünmenin bir tavsiye değil, bağlayıcı emir olduğu hükmüne bir işaret göndermesi de bununla yapılmış, daha önceki ve bundan sonraki itaatsizlikler için tövbe edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu emir gelince Müslüman kadınlar derhal itaat etmişler, gerektiği gibi kapanmışlar, uygulama Hz. Peygamber (s.a.) tarafından titizlikle takip edilmiş ve asırlar boyunca da bu şekilde devam etmiştir. Bütün bu açıklama, karîne, delil ve işaretler konumuz olan, sınırları belirlenmiş örtünme emrinin -tavsiye değil- bağlayıcı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu emir, âdete bağlı ve bu sebeple tarihî olan hükümler çerçevesine de sokulamaz; çünkü o zaman yürürlükte olan âdet ve uygulamayı olduğu gibi devam ettirmek için değil, değiştirmek ve düzeltmek için gelmiştir. Başlarına örtü aldıkları halde boyun ve gerdanlarını açıkta bırakan kadınlara yeni bir örtünme şekli öğretmiş, İslâmî örtüyü tarif etmiştir. Başörtüsü İslâm'da ve Kur'ân'da vardır. Ona uymak istemeyenler hiç değilse İslâm'ı ve Kur'ân'ı kendilerine benzetmeye, kusurlarını meşrulaştırmak için Kur'ân'ı kullanmaya, bilgileri yetersiz olduğu halde fetva vermeye kalkışmasınlar. İnanıyorlarsa Allah'tan çekinsinler! -------------------------------------------------------------------------------- gizliilimler Üniversite'deyken başörtülerinden dolayı okuma hakları ellerinden alınan sınıf arkadaşlarım için yazmıştım... Yağmur Akrostiş: "Affet Bizleri Ey Bacım" Ayrılık getirecek bu YAĞMUR belli; Havada yine hicrân kokusu var. Sen bu ellerden gittin gideli, Ağlıyor ardından hep bu YAĞMUR'lar. Ayrılık getirecek bu YAĞMUR belli... Feryâtlar düştü hissene: “bembeyaz..” Ne bülbüle gâm ne de figân düştü. Her acı dudağında mağrûr bir hâz; Saadet gözlerine bir nâlân düştü. Feryâtlar düştü hissene: “bembeyaz..” Feryâtlar, feryâtlar.. duymuyor kimse! Vicdânlar sağır, taş ve ateşten - Yaratılmış, sahte, dar bir elbise. Yamaçta aksi, kısacık ve içten - Feryâtlar, feryâtlar.. duymuyor kimse! Eller semâlarda; bulutlu gözler: “Bu karanlık gecenin sabâhı nerde? ” Gözyaşları gözyaşlarını izler; Ve bir yaprak gibi titrerde, Eller semâlarda; bulutlu gözler: Taş kalplere anlatmak ahh.. Ne kadar zor - Gerçeklerin masal olmadığını. Bir darbe de dostun kendisi kor; Basar hemen sonra da kahkâyı... Taş kalplere anlatmak ahh.. Ne kadar zor! .. Beklemek, beklemek.. Acaba neyi? Sevgi nedir bilmeyen gönüllerden - Bir parça, küçücük.. Dostça sevgiyi.. Herşeye rağmen bıkmayıp yeniden, Beklemek, beklemek.. Acaba neyi? İnanmak.. Ahhh.. Sonuna dek inanmak.. Sonuna dek ve de gülercesine - Ateşe bağrına gâmlı uzatmak.. Baharında birgün geleceğine, İnanmak.. Ahhh.. Sonuna dek inanmak.. Zulümler,zulümler.. Sonsuz zulümler.. Neden: Çünkü bu dava tehlikeli(!) .. Açmasın, açmasın diye bu temiz güller İğrenç yüzünde çağdaşlık maskeli - Zulümler,zulümler.. Sonsuz zulümler.. Limanda bomboş, sessiz bir gemi, Kalkacak belki de, tahmin etmek zor.. Denizlere bakan “yeşil göz”leri, Ümitsiz, beyhûde, suskun ağlıyor. Limanda bomboş, sessiz bir gemi... Erkek olamadık biz sizler kadar; Seyrettik uzaktan sizi hüzünle. Seyrettik, seyrettik sadece o kadar; Bu kavganın gerçek yüzünde, Erkek olamadık biz sizler kadar... Rüyâlarda gezdik sizden habersiz; Amaçsız, pembe - beyaz rüyâlarda. Tasasız, gâyesiz, duygusuz ve hissiz - Gafletler, gafletler ve hep ardarda Rüyâlarda gezdik sizden habersiz; İsmimizde kalmış delikanlılık; Bilmeden hergün nâmerde uymuşuz. Haftada bir cumâyı dindârlık sanıp, Bunca yıl uyumuş, hep uyumuşuz. İsmimizde kalmış delikanlılık... Erkeklik değilmiş, değilmiş ölüm; Erkeklik, daha ölmeden ölmekmiş.. Erkeklik Allah için yanan gönlün - Aşkından asla tâviz vermemekmiş. Erkeklik değilmiş, değilmiş ölüm... Yalanmış bir meğer “sahte zafer”ler; “Leylâ”lar, “Mecnûn”lar hep bir yalanmış. Asıl “Mecnûn”luk, Mevlâya bir nefer; Resûle yakışır ümmet olmakmış. Yalanmış bir meğer “sahte zafer”ler... Bulanmış nehirler nefsin tasında, Günâhlar zevk olmuş, haramsa âdet. Saklıymış meğer senin her gözyaşında, Hakîkî mutluluk, gerçek saadet. Bulanmış nehirler nefsin tasında... Artık uyan, uyan eyy “Tûde-i Zinde” Kalk ayağa sen de “Sakarya” gibi! Uykular gezinen mahmûr yüzünde - Açmalı sevdânın diriliş vakti! .. Artık uyan, uyan eyy “Tûde-i Zinde” Canlanın siz de eyy solgun çiçekler, Canlanın siz de bir kıyâm vakti.. Ve şu kırık dallarda teker teker, YAĞMUR damlalarını öper gibi, Canlanın siz de eyy solgun çiçekler! .. Islanın ve eriyin bu gözyaşlarında, Başörtüsü mendil herrr bacınızın... Erkeklik nedir görün varın da; Varın bunu defterinize böyle yazın! Islanın ve eriyin bu gözyaşlarında! ! ! Mevlâ`m affeder (!) bizi; sen de affet! Affet bizleri ne olur buna muhtâcım.. Sen eyy gül ü rahmet, sen eyy hüsn ü iffet; Affet bizleri ne olur eyy bacım; Mevlâ`m affeder (!) bizi; sen de affet! 1999 Mehmet Akif Ardıç. (Gizliilimler) -------------------------------------------------------------------------------- Bu sayfa hakkındaki son yorum: Yorumu gönderen: Rahime Acar , 25.01.2009 00:20:56: HADİSLER (Allah Rasûlü) “Din nasihattir/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah'a, Kitabina, Peygamberine, Müslümanlarin yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi. Müslim, Imân, 95. Islâm, güzel ahlâktir. Kenzü'l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225. Insanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez. Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16. Kolaylastiriniz, güçlestirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. Buhârî, Ilm, 12; Müslim, Cihâd, 6. Insanlarin Peygamberlerden ögrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadiktan sonra diledigini yap!” sözüdür. Buhârî, Enbiyâ, 54; EbuDâvûd, Edeb, 6. Hayra vesile olan, hayri yapan gibidir. Tirmizî, Ilm, 14. Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz. (Mümin, iki defa ayni yanilgiya düsmez) Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63. Nerede olursan ol Allah'a karsi gelmekten sakin; yaptigin kötülügün arkasindan bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. Insanlara karsi güzel ahlakin geregine göre davran. Tirmizî, Birr, 55. Allah, sizden birinizin yaptigi isi, ameli ve görevi saglam ve iyi yapmasindan hosnut olur. Taberânî, el-Mu'cemü'l-Evsat, 1/275; Beyhakî, ?u'abü'l-Îmân, 4/334. Iman, yetmis küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah'tan baska ilah yoktur)” sözüdür, en düsük derecesi de rahatsiz edici bir seyi yoldan kaldirmaktir. Haya da imandandir. Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58. Iki göz vardir ki, cehennem atesi onlara dokunmaz: Allah korkusundan aglayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz. Tirmizî, Fedâilü'l-Cihâd, 12. Zarar vermek ve zarara zararla karsilik vermek yoktur. Ibn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta', Akdiye, 31. Hiçbiriniz kendisi için istedigini (mü'min) kardesi için istemedikçe (gerçek) iman etmis olamaz. Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71. Müslüman müslümanin kardesidir. Ona zulmetmez, onu (düsmanina) teslim etmez. Kim, (mümin) kardesinin bir ihtiyacini giderirse Allah da onun bir ihtiyacini giderir. Kim müslümani bir sikintidan kurtarirsa, bu sebeple Allah da onu kiyamet günü sikintilarinin birinden kurtarir. Kim bir müslümani(n kusurunu) örterse, Allah da Kiyamet günü onu(n kusurunu) örter. Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.



Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: rahmi, 10.07.2009, 10:07 (UTC):
sağol teşekkür ederim

Yorumu gönderen: meral, 21.02.2009, 23:20 (UTC):
tebrık ederım harıka olmus sıkılmadan sonuna kadar okudum helal



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Siten:
Mesajınız:
 
   
Reklam  
   
 
   
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=